Deprem riski yüksek olan Bingöl’de yapılar denetimsiz

Yedisu Fayı hattındaki olası bir depremden Bingöl, Erzincan, Erzurum, ve Tunceli etkilenmesi bekleniyor. Bu illerde 32 bin bina imar affından yararlandı. Bingöl’ün sadece merkezinde 6 bin 197 yapı ruhsatsız.

Kahramanmaraş merkezli depremler, kentlerin depreme hazır olmadığına yönelik tartışmaları gündeme getirirken, gözler aktif faylar üzerinde bulunan deprem riski yüksek diğer illere çevrildi.

Deprem uzmanlarına göre Kuzey Anadolu Fayı üzerinde tekrarlanma periyodu yaklaşan iki önemli nokta var: Bunlardan biri Marmara Denizi içerisindeki kırılmayan bölüm. Diğeri Bingöl-Karlıova ile Erzincan arasındaki Yedisu Fayı.

İstanbul’u etkileyecek olası deprem için hazırlıklar gündemde yer tutuyor. Peki, Bingöl için durum ne?

Yedisu Fayı, Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) doğu kesiminde, Erzincan havzasının doğusu ile Bingöl iline bağlı Yedisu ilçesi arasında yer alıyor.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, 6 Şubat depremlerinden sonra yaptığı açıklamalarda, Yedisu Fayı’na işaret ederek Bingöl-Karlıova ve Erzincan hattında 7,2-7,4 büyüklüğünde bir deprem beklendiğine işaret etti. Bingöl’de en son geçen hafta 4,1 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti.

DW Türkçe’ye konuşan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan da “Bingöl-Karlıova ile Erzincan arasında bulunan Yedisu segmenti şimdi sismik boşluklardan biri. O bölgede bir aktivite bekleniyor” diyor.

Alan, Yedisu Fayı’nın kırılması durumunda oluşacak depremden Bingöl, Erzincan, Erzurum ve Tunceli kentlerinin etkileneceğine işaret ediyor. Bingöl il merkezi ve tüm ilçeleriyle birlikte birinci derece deprem bölgesinde yer alıyor.

Diri faylar yerleşim yerlerine yakın

Uzmanlar Yedisu Fay Hattı’nda deprem periyodunun yaklaştığı konusunda uyarırken, resmi veriler Bingöl merkezli olası depreme ilişkin hazırlıklar konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bingöl’ün İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) raporu, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından 2021 yılında hazırlandı.

Raporda, Doğu Anadolu Fay Sistemi ve Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin kesişim bölgesinde bulunan Bingöl ilinin tamamında deprem tehlikesinin yüksek olduğuna işaret edilerek, kentte yerleşim yerlerine yakın diri faylar olduğuna dikkat çekiliyor. 6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlerde de fayların üzerinde yapılaşmanın olması ciddi bir kayba neden olmuştu.

İlde bilinmeyen faylar mevcut

Bingöl’e ait İRAP raporuna göre, ilde bilinmeyen faylar mevcut ve aktif fayların deprem üretme potansiyeli belli değil. Rapora göre ayrıca olası bir deprem sırasında yol, köprü, tünel gibi çizgisel mühendislik yapılarında meydana gelebilecek yıkım nedeniyle arama-kurtarma faaliyetlerinin gecikebileceğine, doğal gaz, elektrik ve iletişim hatlarının diri fayların etki alanları içerisinde bulunduğuna ve bu hatların zarar görebileceğine işaret ediliyor.

Fay sakınım bantları ile ilgili ise resmi bir çalışmanın olmadığı belirtiliyor. Sakınım bandı, fay izinin her iki tarafında, fayın belirlenmesi ve haritalanmasındaki hata payını azaltmak, tahmini yüzey faylanmasının mühendislik yapılarında oluşturacağı riskleri azaltabilmek için oluşturulan korunma bandına deniyor.

Zeminde sıvılaşma riski var

Hüseyin Alan, Türkiye’de imar planlarının üzerine fay hatlarının ve sakınım bantlarının işlenmediğini, iki yıldan fazla süredir bu konuda uyarılarda bulunmalarına rağmen kamu otoritelerinin bu uyarıları dikkate almadıklarını vurguluyor: “Yani bunu yapmadık, yapmayınca da götürüyorsun fay zonu üzerine, sakınım bandı üzerine bina inşa ediyorsun. İşte bu kabul edilebilir bir durum değil artık. Türkiye 2023’te bunu yapmamalı.”

İmar planlarının bu bölgelerde hiç deprem olmayacakmış ve aktif faylar hiç yokmuş gibi hazırlandığını söyleyen Alan, “Yurttaş evinin fay yakınında deprem üreten bir alanda olduğunu nereden bilecek? Kamunun toplumu bilgilendirme gibi bir sorumluluğu var. Kamu idareleri bu tür risklere karşı yurttaşları korumak, insanların can ve mal güvenliğini sağlamak için kurulur” ifadelerini kullanıyor.

AFAD’a ait İRAP raporu, yine 6 Şubat’ta Hatay’da yıkımın boyutlarını artıran sıvılaşma riskinin Bingöl için de geçerli olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, yerel zemin koşulları dolayısıyla sıvılaşma riskinin bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Merkezde 7 yapıdan 6’sı ruhsatsız

Yine raporda Bingöl’de tüm afet risklerini büyük ölçekli haritalar üzerinde belirleyen mikro bölgeleme çalışmalarının olmadığı, kurumlarda yeterli teknik personelin bulunmadığı itiraf ediliyor. İRAP raporunda işaret edilen bir önemli nokta da ilde mühendislik hizmeti görmemiş binaların olması.

Raporda Bingöl’ün merkez ilçesi için çıkarılan resmi veriler, durumun vahametini ortaya koyuyor. Buna göre Bingöl’un merkezinde 970 ruhsatlı yapıya karşın ruhsatsız yapıların sayısı tam 6 bin 197. Öyle ki ruhsatsız yapılar ruhsatlı olanların 6 katından fazla. Bingöl merkezde 7 yapıdan 6’sı ruhsatsız.

DW Türkçe’ye konuşan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Nusret Suna “Belli ki afet risk azaltma projesi kapsamında bunlar tespit edilmiş. Bunlar tespit edildikten sonra esas yapılması gereken bu binaların deprem güvenlikli hale getirilmesi için çalışmalar yapılması” diyor.

“Çökme riski olan binalar kamu eliyle boşaltılmalı”

AFAD’a ait raporda  Bingöl’ün tamamı için bina envanter bilgisi olmadığı belirtilirken, kamu binalarının da riskli olduğu ifade ediliyor.

Nusret Suna, Bingöl, Tunceli, Erzurum, Erzincan bölgesindeki binaların hepsinin envanterinin çıkarılıp aşağıdan yukarıya doğru bir risk sıralaması yapılarak önceliklerin belirlenmesi gerektiğine işaret ediyor.

“Risk sıralamasına göre derecelendirme ile de iş bitmiyor. Bu ekonomik darboğazda vatandaşımız tek başına hiçbir şey yapamaz” diyen Suna, ekliyor: “Biz çökecek olan binaları tespit ediyorsak öncelikli olarak burası kamu eliyle boşaltılıp vatandaşların deprem güvenlikli yerlere nakledilmesi gerekir. Buraları yıkılır. Yeni bir plan dahilinde kentsel dönüşüme katılabilir veya orada bireysel inşaatlar yapılabilir. Demek ki büyük önceliğimiz bu.”

“Vatandaşa kredi imkanlarının sunulması gerek”

Aniden çökecek olan binaların kamu eliyle tasfiyesinin şart olduğunu vurgulayan Suna’ya göre ağır hasar ve orta hasar alacak yapıların ise mal sahiplerine tebliğ edilmesi, vatandaşların bu yapılarla ilgili gerekli önlemleri almaları için teşvik edilmeleri gerek. Suna, “Kredi imkanlarının sunulması lazım. Ödeme planlarının daha mantıklı ölçülerde olması lazım ki vatandaş da elini taşın altına koyarak bu işlerin altından kalkabilsin” ifadelerini kullanıyor.

İRAP raporunda, imar barışı ile denetimsiz yapılara tapu verildiği, jeolojik açıdan yerleşime uygun olmayan alanların imara açıldığı, imar planlarının tarım alanlarına doğru kaydığı, yapı denetiminin yetersiz olduğu ve denetimsiz yapıların bulunduğu, kentsel dönüşüm projelerinde ise aksaklıkların yaşandığı bilgisi verilerek tüm bunlar ilin zayıf yanları olarak sıralanıyor.

Dört ilde 32 bin yapı imar affından yararlandı

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal‘ın soru önergesine verdiği yanıta göre de olası depremden etkilenmesi beklenen dört ilde toplam 32 bin 52 bina imar barışından yararlandı. Bingöl’de 8 bin 661, Erzincan’da 8 bin 59, Erzurum’da 11 bin 643, Tunceli’de 3 bin 3689 imar mevzuatına aykırı yapılmış durumda.

İmar affından dolayı iyi yapı stokunun içine katılan yapıların risk üreten öncelikli yapılar olduğunu söyleyen Nusret Suna, “Eğer 6 Şubat’taki depremler olmasaydı bir buçuk veya iki ay önce bir partinin genel başkanı Meclis’e İmar Affı sunmaya hazırlanıyordu. Kamuoyu oluşturuyorlardı. Çünkü seçim yaklaştı, yine gündeme getirildi. Bu kadar büyük bir risk göz ardı edildi” diye konuşuyor.

Bingöl için işaret edilen sorunların aynısı, 6 Şubat’ta 10 ilde büyük yıkıma yol açmıştı. Uzmanlar, Bingöl depreminde oluşması muhtemel zararı azaltmak için deprem önlemlerinin aciliyetine dikkat çekiyor ve “Önlemler deprem öncesinde alınmalı” diyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x